<$Blo
Hikayenin kahramanına sormuşlar;-Sen hiç dünyayı kurtardın mı?
-Hayır.
-Azılı suçluları yakaladın mı?
-Hayır.
-Patlamaları engelledin mi?
-Hayır.
-Peki ne yaparsın?
-Aslına bakarsan sadece kahramanım....
demişti.
Çok bir anlam veremezdim önceleri ama şimdi anlıyorum. Kahramandı, çünkü kendi hikayesiydi ya ondan. Hikayelerimizde kahraman ya da başrol hep kendimizizdir ya, o hesap yani. Kahraman olmak için; dünyaları kurtarmaya, suçluluları yakalamaya, hayatları kurtarmaya gerek yok ki....
Hayat bu kadar zor roller dağıtmasada hikayelerde, kahramanlıklarımız sadece mutlu anların kahramanlığı da olmuyordu elbette. Örneğin ben; son zaman hikayelerimde, hikayenin mutsuz kahramanını oynuyorum hep. Mücadeleyi o hayallerdeki kahramanlara yakışır şekilde tek başıma veriyor, elinden gelen herşeyi yapıyor ama hiç mutlu sona ulaşamıyorum. Ya da hikayenin sonunda, sırtıma sıcak bir el dokunup teşekkür etmiyor, minnet duymuyor hiç.
Yanlış anlaşılma olmasın, bir teşekkür adına ya da bir parça minnet duygusu için kahraman değilim hikayelerimde, ya da burda böbürlenmek adına anlatmıyorum hikayelerimi. Sadece hani o hikayelerin birde gizli kahramanları vardır ya -kahramanın yetenekli yardımcıları- ben o desteğimi yitirdim ya tüm mutsuzluğum ondan aslında.
Etiketler: gizli kahraman, kahraman

<$Blo:(n class="right">İlk Fırça ▲