<body><script type="text/javascript"> function setAttributeOnload(object, attribute, val) { if(window.addEventListener) { window.addEventListener('load', function(){ object[attribute] = val; }, false); } else { window.attachEvent('onload', function(){ object[attribute] = val; }); } } </script> <div id="navbar-iframe-container"></div> <script type="text/javascript" src="https://apis.google.com/js/platform.js"></script> <script type="text/javascript"> gapi.load("gapi.iframes:gapi.iframes.style.bubble", function() { if (gapi.iframes && gapi.iframes.getContext) { gapi.iframes.getContext().openChild({ url: 'https://www.blogger.com/navbar/16681804?origin\x3dhttp://gecmiszaman.blogspot.com', where: document.getElementById("navbar-iframe-container"), id: "navbar-iframe" }); } }); </script>

Geçmişi Resmedebilmek

"Her yeni bir gün, eskiside geçmişe. Bizim işimiz bugünle ve gelecekle, geçmişin ekledikleriyle."

  • Blog Arşivi

    <$Blo

    Burada olmadığım şu son dönemdeki sıkıntılı durumlardan bahsetmicem hiç. Çünkü başıma gayet can sıkıcı bi dolu olay geldi, yazmaya ne gücüm var ne de hatırlayıp can sıkmaya....

    Anlatacağımsa zannettiğimin aksine kötü olmamla ilgili sanırım. Yani şu son dönemi atlattığımı düşündüğüm bi zaman aralığında devam ediyordum yola, gayet toplamıştım da kendimi ama pekte öle değilmiş aslında. İlginç gelipte anlatmak istediğim olaysa şu;
    dün bizim çocuklardan birisi bugun için, halı saha teklifinde bulunda, bense - ben bile hala inanamasamda - hiçbir işim olmadığı halde bu teklifi reddettim. Yani tanıyanlarınız bilir, halı saha maçını reddetmiş olmak hiç ama hiç iyi olmadığımın çok net bir göstergesi..
    Hayırlısı olsun ya......

    var a = <$Blo0a == 0) {document.write('0');} else if(a == 1) {document.write('1');}else{document.write(a+'');} Fırça Darbesi

    <$Blo

    Hikayenin kahramanına sormuşlar;

    -Sen hiç dünyayı kurtardın mı?
    -Hayır.
    -Azılı suçluları yakaladın mı?
    -Hayır.
    -Patlamaları engelledin mi?
    -Hayır.
    -Peki ne yaparsın?
    -Aslına bakarsan sadece kahramanım....


    demişti.

    Çok bir anlam veremezdim önceleri ama şimdi anlıyorum. Kahramandı, çünkü kendi hikayesiydi ya ondan. Hikayelerimizde kahraman ya da başrol hep kendimizizdir ya, o hesap yani. Kahraman olmak için; dünyaları kurtarmaya, suçluluları yakalamaya, hayatları kurtarmaya gerek yok ki....

    Hayat bu kadar zor roller dağıtmasada hikayelerde, kahramanlıklarımız sadece mutlu anların kahramanlığı da olmuyordu elbette. Örneğin ben; son zaman hikayelerimde, hikayenin mutsuz kahramanını oynuyorum hep. Mücadeleyi o hayallerdeki kahramanlara yakışır şekilde tek başıma veriyor, elinden gelen herşeyi yapıyor ama hiç mutlu sona ulaşamıyorum. Ya da hikayenin sonunda, sırtıma sıcak bir el dokunup teşekkür etmiyor, minnet duymuyor hiç.
    Yanlış anlaşılma olmasın, bir teşekkür adına ya da bir parça minnet duygusu için kahraman değilim hikayelerimde, ya da burda böbürlenmek adına anlatmıyorum hikayelerimi. Sadece hani o hikayelerin birde gizli kahramanları vardır ya -kahramanın yetenekli yardımcıları- ben o desteğimi yitirdim ya tüm mutsuzluğum ondan aslında.

    Etiketler: ,

    var a = <$Blo4a == 0) {document.write('0');} else if(a == 1) {document.write('1');}else{document.write(a+'');} Fırça Darbesi

    <$Blo

    Önceden bi açılış konuşması hazırlamadığım için biraz doğaçlama olacak. (ben önceden uyarayımda sonra kusura bakanlar cıkmasın)

    Bir süredir üzerinde çalıştığım blog tasarımını sonuçlandırdım. Hayalini kurduğuma oranla hala biraz eksikleride olsa, dayanamadım ve bu şekliyle yayınlama kararı aldım. Belki ufak tefek değişiklikler eklenebilir ama ana tema bu. Herkesten önce kendimi tebrik ederim, okuyan, okumayan, okuyamayan herkesede hayırlı olsunlar dilerim..

    Etiketler: ,

    var a = <$Blo5a == 0) {document.write('0');} else if(a == 1) {document.write('1');}else{document.write(a+'');} Fırça Darbesi

    <$Blo

    Gene diş ağrısı dolusu günlerdeyim. Farkettimde diş ağrımalarımda denk gelen zamanlar, hep ikinci bir acıyıda içeren zamanlarmış. Yani sadece dişimden dolayı sıkıntı çektiğim günler hiç olmamış aslında, hep başka bir acıtanda varmış ve genelde yürek acıtan şeylermiş. Bu sebeptendirki; dişlerimin çüremesine neden olan bakterilerin, duygusal canlıcıklar olduğunu düşünmekteyim.
    Tabi olaya başka bir açıdan bakarsak eğer, dişlerimi acıtan o bakteriler, kendilerinden daha derin acıları kıskanmışta olabilirler, bizde burdayız diye acıtıyorlardır canımı kimbilir? Ama heralde ilk sebep daha mantıklı konum itibariyle.....

    Tanıyanlar bilir beni, doktora gidicek zamanı az olanlardanımdır ne kadar çok rahatsızlansamda. Ama iki gün üstüste acısı geçmeyince dişlerin, dün apar topar -ha bide ofisten izin alıp yani- doktara gittim.
    Aslında bir doktorun bakış açısıyla dişlerime bakınca, teşhis ve tedaviyi daha gitmeden bende koymuştum. Dişlerin şişiği insin diye antibiyotik, şişik inincede çekilecek bu kadar basitti, doktora ne gerek vardı ki? Öyle değil tabi, doktor şart, tüm kocakarı yöntemleri denense bile.

    -Peki bu olaydaki sonuç ne?

    Sonuç şu; doktorla problemin teşhisi ve tedavisi konusunda hem fikirdik, yazdı bir güzel antibiyotik, haftasonuda çekeriz dedi.

    Hadi dişimiz için sorunu antibiyotikle çözdük, peki ya diğer acı için bir ilaç var mı???

    Etiketler: , ,

    var a = <$Blo3a == 0) {document.write('0');} else if(a == 1) {document.write('1');}else{document.write(a+'');} Fırça Darbesi